Son haberler

ANİMASYON ALANI İLE İLGİLİ HER TÜRLÜ İŞ İLANINIZI SİTEMİZDE YAYINLAYABİLİRSİNİZ

 





Devamı...












Ana sayfa











Ana Menu
Ana sayfa
ÇFD Hakkında
ÇFD Üyeleri
ÇFD Tüzüğü
Canlandırma
Filmografiler
Haberler
Karikatür
Bağlantılar
Forum
Fikrini yaz
İletişim
İş ilânları
Video gönder
Arama
Login
Kullanıcı adı

Parola

Beni hatırla
Parolanızı mı Unuttunuz?
Hesabınız yok mu? Bir tane oluşturun
 38.107.191.100


Oylamalar
Televizyon kanallarındaki çizgi filmlerin ....
  
Kimler sitede?
Şuan 29 misafir çevrimiçi
Site izleme
Üye: 177
Haber: 68
Web Adresi: 20
Ziyaretçi: 241837
Son güncelleme:
 12.2.2010, 23:42 






Sinemacıların Bildirisi İmza Kampanyası
Pazartesi, 11 Ocak 2010

 

SİNEMACILARIN,

T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI'NCA HAZIRLANAN

“TÜRKİYE SİNEMA MERKEZİ BAŞKANLIĞI KURULMASI

HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI”NA YÖNELİK GÖRÜŞÜ

 

 

1. GEREKÇE

"Türkiye Sinema Kurumu" kurma çalışmaları neredeyse 40 yıl öncesine giden ve şüphesiz ki Türkiye sinemacılarının özlem duyduğu bir süreçtir. Sinemacılar bunun için, bakanlık bürokratları ve üniversitelerle bir araya gelerek, sinema sanatının temel sorunlarını çözecek "Türkiye Sinema Kurumu" yasa taslağı hazırlamışlardı. Taslağın hedefi, çıkarılacak bir yasa ile idari ve mali olarak sivil bir kurum oluşturmaktı. Fakat Kültür ve Turizm Bakanlığı, geçmişteki bütün bu çalışmaları bir yana bırakıp, 28 Ekim 2009'da, "Türkiye Sinema Merkezi Başkanlığı" adıyla eklektik bir yasa taslağını hazırlamış ve sinemacıları, bu taslağı onarmaya çağırmıştır. Şüphesiz bu gelişmenin tarihsel bir arkaplanı vardır. Bu arkaplana kısaca göz atmakta yarar vardır.

Türkiye Cumhuriyeti yeni kurulduğunda “Sinema Sanatı” daha rüştünü ispat edebilmiş bir sanat değildi. Sinema bu yüzden savaştan yorgun ve yoksul çıkan yeni devletin muasır medeniyetler seviyesine çıkma projesi içinde yer alamadı.

Fakat sinemayı “tehlikeli bir gösteri” olarak gören daha sonraki iktidarlar, sinema sanatı için pek bir şey yapmadı. Tam tersine, onu kontrol için İtalya'dan Mussolini döneminde yapılmış sansür yasasını getirdiler. Bu korku II. Dünya Savaşı sonrası biçimlenen iki kutuplu dünyada daha da arttı.  Eğlencelik ve popüler filmler yapmaya itilen Yeşilçam uzun yıllar kendi yağıyla kavrulmak zorunda kaldı.

Türk Sineması'nın bugünkü zaaflarından birisi, kendi sivil toplum kuruluşlarının zayıflığıdır. Bu zayıflığın temel nedeni ise, 12 Eylül askeri darbesi ile sendikası ve sivil toplum örgütleri kapatılmış sinemacılardan çok, devletindir. Bunun en büyük etkisi sendikal alanda olmuş ve  Sinema Emekçileri Sendikası ancak 1992 yılında yeniden açılabilmiştir. Fakat aradan geçen yıllarda sinema sektörü, her geçen gün TV kanallarının ağır çalışma koşulları içinde, sendikal bilinci edinemeyen ve sürekli değişen sektör çalışanlarıyla dolmuştur. 

Hareketli görüntünün 1980'li yılların ortalarında dijitalleşmesi ile birlikte sinemanın üretim tarzı da değişti. Bu değişim dünyanın bütün ülke sinemalarında aynı anda bir krize dönüştü. Tüm ülke sinemacıları kendi devletlerinin kapısını çalarak koruma yasaları ve destek fonlarının kurulmasını istedi.  Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki “Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü” de bu yüzden kuruldu.  Bu adlandırmayla dünyada pek bir benzeri olmayan söz konusu kurum, aslında devletin her iki alanda yıllardır beklettiği sorunların da bir dışavurumudur.

Bilindiği gibi, sanat/sinema ve devlet yakınlaşması son kertede çelişkili bir yakınlaşmadır. Sinemaya Bakanlık bünyesi içinde biriken fondan maddi desteğin sağlanmaya başlaması, sinemamızın zaten güçsüz ve dağınık sivil toplum kuruluşlarını devlete karşı daha bir ürkek kıldı. Onların bu zayıflığını iyi bilen Bakanlık bürokratları onların yerine düşünmeyi görev bilmeye başladılar. 

Bilindiği gibi, Avrupa Birliği, uzun zamandır ülkemizden Fikri (ve Sınai) Mülkiyet Hakları konusunda daha hızlı, sivil ve radikal adımlar atmasını bekliyor. Bakanlık da buna çözüm olarak genel müdürlüğü “Sinema” ve “Telif Hakları” diye birbirinden ayırmayı ve devlet güdümünde iki ayrı kurum kurmayı düşündü. Bunun için de, “siz zaten dağınıksınız” diyerek, sektör adına iki ayrı yasa taslağı hazırlayıp, sinema sektörünün bunları, fazla oyalamadan ve kurcalamadan, onaylamasını istedi. Sektör içinde tartışmalar böyle bir zeminde başladı. “Telif hakları” konusu sektörün toplu itirazına neden oldu. “Sinema” alanında ise bir ayrışma oldu.  Sektör kurumlarından bazıları “başka çaremiz yok” diye taslakları onarmaya başladı. Bazı kurumlar ise yıllardır üzerinde çalışılan yasa taslağı için ısrar etmeye başladı. Tartışma sürecinde Bakanlık'ın gönderdiği yasayı kerhen onaylayanlar, tartışma sürecinden sonra bu onaylarını dahi geri çekmeye başladılar. Öte yandan, Bakanlık'ın gönderdiği Sinema Merkezi Yasa Taslağı'nı onaran grup, Bakanlık'a yine yaranamadı ve bir yasa taslağı önermek dahi, Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü'nün, onarıcı grup liderlerini “afaroz” etmesiyle sonuçlandı.

Bakanlık ve sektör arasında çıkan bu çelişki, 2009 AB İlerleme Raporu'nun çeşitli yerlerinde, hem yasalar hem de hükümetin sivil toplum kuruluşlarıyla ilgili eksiklikleri olarak zaten belirtilmektedir. Dışişleri Bakanlığı'nın resmi web sitesindeki (gayriresmi tercüme) bu Rapor'a göre;

“İcra alanında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Kültür Bakanlığı'nın eş başkanlığını yürüttüğü üst düzey Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları Koordinasyon Kurulu, Kasım 2008 ve Şubat 2009'da iki kez toplanmıştır. Kurul'un amacı, fikri mülkiyet haklarının korunması düzeyinin iyileştirilmesi amacıyla ilgili kurumlar arasında işbirliğini teşvik etmektir. Hal böyle olmakla birlikte, fikri mülkiyet hakkı sahipleri toplantılarda gerektiği üzere temsil edilmemişlerdir.”

“…Türk Hükümeti, bu soruna çözüm bulma yönündeki gayretlerini, fikri mülkiyet hakları konularıyla ilgili çevrelerle işbirliği içinde yoğunlaştırmalıdır.”

“Şu ana kadar Türkiye, fikri mülkiyet hakları konusunda diyalog mekanizması kurulması için Komisyon tarafından Nisan 2008'de yapılan öneriye istekli yaklaşmamıştır. Komisyon'la fikri mülkiyet hakları konusunda bir diyalog mekanizması kurulması ve Türkiye'nin buna başarılı bir şekilde katılması, bu faslın kapanış kriterlerinden birisini teşkil etmektedir.”

“Türkiye bunları fikri mülkiyet hakkı sahipleriyle yakın işbirliği içinde ele almalıdır. Türkiye'nin, Komisyon'un önerdiği şekliyle fikri mülkiyet hakları konusunda bir diyalog mekanizmasına katılması çok önemlidir.” 

İlerleme raporu Sinema/TV alanında çalışma koşullarının ne kadar kötü olduğu konusundaki verilere ulaşamadığı için, sadece korsan yayıncılık vb. konulardaki kısmi başarıları anmaktadır. Oysa ülkemizde Sinema/TV sektöründe çalışanların ne kadar ağır ve sosyal güvenceden yoksun çalışma koşulları altında çalıştıkları, bu koşulların ölümlere bile neden olduğu herkesin malumudur. Fakat İlerleme Raporu, Bakanlık'ın gönderdiği yasa taslağında hiç değinilmeyen çalışma koşulları ve sosyal güvenlik konularını da Türkiye için genel olarak yaptığı değerlendirmede net bir şekilde saptamaktadır.  

“Sosyal koruma alanında ilerleme olmamıştır. Sosyal güvenlik tarafından sigortalı insanların oranı %80'in altındadır ve bu rakam düşmektedir. Etkin planlama, koordinasyon ve sosyal korunma tedbiri, sosyal yardım ve sosyal hizmet(ler!) hâlâ yetersizdir. Bu durum, çoğu zaman hizmet ve sosyal yardımların objektif ve şeffaf kriterler olmadan keyfi dağıtıma (uygulamalara!) yol açmaktadır. Bu sorunlara çözüm bulması beklenen sosyal yardım ve primsiz ödemelere ilişkin taslak yasa henüz kabul edilmemiştir. Sosyal korumanın dışında bırakılmışlara yönelik yeni sosyal güvenlik reformunun etkisi henüz belli değildir. Bu alandaki hazırlıklar erken bir aşamadadır.” 

Yukarıda verdiğimiz alıntılardan, Sinemacıların, İlerleme Raporu'nun arkasına saklandığı anlamı çıkarılmamalıdır. Raporu öne çıkarmamızın nedeni, yıllardır kendileri için bir yasa çıkarılmasını isteyen Sinemacıların seslerinden çok, her yıl yayınlanan bu raporların bizi zorunlu olarak bu sürece sokmuş olmasıdır.

 

 

 

 

2. İTİRAZLARIMIZ

Biz aşağıda imzası olan Sinemacılar, Bakanlık'ın “onaylamamız” için gönderdiği “Telif Hakları Genel Müdürlüğü” ile “Sinema Merkezi Başkanlığı” kurulmasını öngören yasa taslaklarına aşağıdaki nedenlerden dolayı karşı olduğumuzu kamuoyuna duyururuz.

1- Gönderilen ilk taslakta, "...merkezin başkanını bakan atar" ve madde 5/2'de; "Başkan; Başkanlığı mevzuat hükümlerine, hükümet programına ve bakanlar kurulunca belirlenen stratejilere uygun olarak yönetip değerlendirir" denmiştir. Bu taslağın zihniyetinde, günlük siyasete güdümlü bir sinema merkezinin varlığı açıktır.

2-Taslakta sinema filmlerinin üretimine yönelik, çalışanların hakları ve çalışma koşullarına ilişkin bir sistemden hiç bahsedilmemiştir. Sinema İş Yasası ile ilgili çalışmaların ivedilikle başlaması gerekmektedir.

3- Türkiye sinemasının, özel ve kamusal fonların oluşturulmasını yönetecek bir finans örgütüne (sinema bankası), sayısal verilerin doğru olarak toplanması için bir gözlemevine (observatoire) ihtiyacı vardır. İlerleme Raporu'nda, “…mali saydamlığı artırmaya yönelik önlemler ertelenmiş hatta geriye gitmiştir”, saptaması varken Taslaklar'da bakanlıkların fonlar üzerindeki etkisini giderecek hiçbir madde bulunmamaktadır.

4- Yabancıların ülkemizde film çekme koşulları yeniden düzenlenmeli, yasalarda gerekli değişiklikler yapılarak, Türkiye vatandaşı çalıştırma ve sendikalı olma zorunluluğu kotalarının da konulması gereklidir.

5- Meslek birliklerinin birleştirilmesi hususu Bakanlık bürokratlarının öznel yorumudur ve Batı ülkelerindeki ve Avrupa Birliği'ndeki teamüllere aykırıdır. Bu yüzden kurulmuş ve kurulacak olan kurumların korunması ve desteklenmesinin gerekliliği, demokratik bir zorunluluktur.

6- Taslaklar sürekli “Sinema” alanını dikkate almakta, oysa hem sinema alanında çalışanları, hem de bu alandan çok daha büyük ekonomik döngünün oluştuğu televizyon sektöründeki sorunları gözardı etmektedir.

7- Sinema alanının Bakanlık etkisinden çıkarılması zorunludur. Yasanın bu şekilde kabulü diğer kültür sanat alanları için de cesaret verici kötü bir örnek olacaktır.

8- Ülkemizde, sanat eserini açıklamanın temel mantığı, yaklaşık 50 yıldır Avrupa merkezli "sanat eseri" tanımıdır. Oysa bu taslak ile tanım ABD merkezli "ticari meta" tanımına kaymıştır. Taslak, bu haliyle, Türkiye Sinema Merkezi kurumunun işleyişinde devletin ağırlığını arttırarak, “ticari meta” tanımı ile dahi çelişkili hale gelmiştir. Bu durum sinemanın bir sanat olarak varoluşunu tehlikeye sokacaktır.

 



3. İMZALAR

Zeki Ökten-Yönetmen

Ahmet Servidal-Görüntü Yönetmeni

Alaattin Aksoy- Ressam

Ali Yaylı - Oyuncu

Alper Turgut-Sinema Yazarı

Aydan Büyükkara-Çizgi Filmci

Aydın Sayman-Yönetmen

Aykut Ünal-Oyuncu

Ayşegül Gökçe-Yönetmen Yardımcısı

Barış Özbiçer-Görüntü Yönetmeni/Yönetmen

Başak Ürkmez-Akademisyen/Animatör

Birol Engeler-Oyuncu

Burak Lüleci-Oyuncu

Bülent Doruker-Yapımcı/Digital Film Academy

Bülent Kayabaş-Oyuncu

Caner Erkan

Celal Çimen-Yönetmen

Çağdaş Günerbüyük-Sinema Yazarı

Çağın Özkan-Oyuncu

Değer Vural-Yardımcı Yönetmen

Deniz Coşkun-Animatör

Deniz Tarsus-Kısa Filmci

Dinçer Aslan-Belgeselci

Emin Yaşar-Oyuncu

Emre Ulaş-Çizgi Filmci

Erden Alkan-Oyuncu

Erdinç Şemen-Çizgi Filmci

Ergin Tezer-Animatör

Erkan Can-Oyuncu

Eylem Işık-Oyuncu

Fethi Gürcan Mermertaş-Çizgi Filmci

Fırat Yünlüel- Sanat Yönetmeni

Fuat Onan-Oyuncu

Galip Görür-Oyuncu

Gülsün Odabaşı-Oyuncu

Gülsün Sarıoğlu-Görüntü Yönetmeni/Yardımcı Yönetmen

Gülşah Takur-Oyuncu

Güneş Güneş-Yönetmen Yardımcısı

Gökçe Pehlivanoğlu-Kısa Filmci

Hakan Yılmaz-Çizgi Filmci

Hale İşsever-Sanat Yönetmeni

Halil Kumova-Oyuncu

Handan İpekçi-Yönetmen

Hüseyin Bulut-Yönetmen/Animatör

Hüseyin Kuzu-Senarist/Akademisyen

İhsan Ustaoğlu-Oyuncu

İlyas Salman-Oyuncu

Kaan Boğmacıoğlu -Oyuncu

Kazım Öz-Yönetmen

Kemal Hamamcıoğlu-Yapımcı

Levent Aykul-Oyuncu

Levent Elpen-Çizgi Filmci

M. Ziya Ülkenciler-Sanat Yönetmeni

Mahmure Raizoğlu-Sinema Yazarı

Metin Avdaç-Belgeselci

Murad Çobanoğlu-Yönetmen/Kısa Filmci

Murat Muslu-Oyuncu

Murat Taygur-Oyuncu

Murat Zubi-Oyuncu

Mustafa Uzunyılmaz-Oyuncu

Nephan Baykal-Kısa Filmci

Neslihan Siligür-Kamera Asistanı

Nur Akalın-Yönetmen

Orkan Bayram-Yönetmen

Osman Çağlar-Oyuncu

Ömer Tuncer-Belgeselci

Ömer Uğur-Yönetmen

Özgür Ulaş Erdem-Kısa Filmci

Pelin Aytemiz-Akademisyen/Kısa Filmci

Recai Koçak-Yönetmen

Sadi Çilingir-Sinema Yazarı

Selçuk Hünerli-Akademisyen/Animatör

Selda Çiçek-Yönetmen

Serdar Günbilen-Karikatürist/Belgeselci

Sezgin Akyol-Sinema Öğrencisi

Sinan Güngör-Görüntü Yönetmeni

Süleyman Turan-Oyuncu

Şafak Tavkul- Çizgi Filmci

Şerif Gören-Yönetmen

Tanya Jaziri-Oyuncu

Tarık Akan-Oyuncu

Tayyar Yıldız -Magazin Gazetecisi

Tunca Yönder-Yapımcı/Yönetmen

Volga Sorgu-Oyuncu

Yavuz Özkan-Yönetmen

Yusuf Ekşi-Oyuncu

Yusuf Kurçenli-Yönetmen

Zafer Ayden-Yapım Sorumlusu

Zafer Kalkın- Çizgi Filmci

İmzanızı eklemek için tıklayın

 

 

 

 

 

Dağıtım;

- Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanlığı

- T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı (Bakan ve Genel Müdürler)

- DİSK Genel Başkanlığı,

- KESK Genel Başkanlığı,

- TMMOB Genel Başkanlığı

- TTB Genel Başkanlığı,

- Tüm Sinema Kurumları Yönetim Organları,

- Üniversitelerin ilgili fakülte dekanlıkları,

- Tüm Sivil Toplum Kuruluşları,

- Sinema Yazarları ve Köşe Yazarları

- Tüm Medya Kuruluşları: Gazete ve TV kanalları Haber ve Kültür Bölümleri, Kültür,  

 - İletişim ve Sinema ile ilgili internet siteleri

- Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanlığı,

- Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı,

- Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanlığı

- Bağımsız Demokrasi Partisi Genel Başkanlığı,

- Bağımsız Milletvekilleri…

- Vd…

 

























Web Tasarım: Kutluhan Aykut
Animasyon ve Edisyon: Levent Elpen