|
Ülkemizin içinde bulunduğu siyasî şartlar, yıllardır masum insanlarımızın canına mâl oluyor. Hem aydınlar ve sanatçılar, hem siyasî kişilikler, hem de sıradan vatandaşlar, yıllardır bu anlamsız şiddetin, bu kahredici çatışmanın kurbanı oluyor. İşin en acı tarafı ise yok edilen bütün bu insanların yine siyasî şablonlara dayanılarak bir takım siyasî görüşlerin çekmecelerine tıkılmaları, "bir tarafın ve öbür tarafın kayıpları" şeklindeki zihin algılamaları ile topluma sunulmaları. Bunun en acı ve en çarpıcı örneklerinden biri, 2 Temmuz 1993'de Sivas'ta, içlerinde karikatür sanatçısı Asaf Koçak'ın da olduğu aydınların, içinde bulundukları otelin ateşe verilmeleri ile düzenlenen hunharca katliama karşılık olarak, Sivas'a çok yakın bulunan Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar Köyü'nde, 5 Temmuz 1993'de, 33 vatandaşımızın kimliği belirsiz kişilerce katledilmeleridir. Bu olaylar, karşılıklı olarak, "Sizin şehitleriniz, bizim şehitlerimiz" şeklinde sunulan bir algılama biçimine paralel olarak, bir tarafça anılmakta, öteki tarafça resmen "görmezden" gelinmektedir. Türkiye'ye reva görülen bu çok çarpıcı ve acı oyun, ortada iken, Türk çizerler de, bu oyunun bir parçası olarak, Sivas ve Başbağlar olaylarında "bir taraf" pozisyonunda rol almakta, her yıl düzenlenen anma etkinliklerinde, bir tarafın çizeri, kendi tarafındaki olayları yansıtmak ve eleştirmekle yetinmektedir. Artık, 2 Temmuz ve 5 Temmuz'un her ikisine birden karşı çıkmanın vakti gelmiştir. Artık, yitirilen canların hepsinin, bu ülkenin insanlarına ait olduğu bilincinin yerleştirilmesi gerekmektedir. Levent Elpen 
Büyük imaj |